Aktopraklık Höyüğü'ndeki 3 köyle 'zamanda yolculuk'

BURSA'da 2004 yılında başlayan ve 15 yılda arkeolojik kazı çalışmaları tamamlanan Aktopraklık Höyüğü, 8 bin 500 yıllık bir tarihi aydınlatıyor. Merkez Nilüfer ilçesine bağlı...

Aktopraklık Höyüğü'ndeki 3 köyle 'zamanda yolculuk'

BURSA'da 2004 yılında başlayan ve 15 yılda arkeolojik kazı çalışmaları tamamlanan Aktopraklık Höyüğü, 8 bin 500 yıllık bir tarihi aydınlatıyor. Merkez Nilüfer ilçesine bağlı...

02 Eylül 2019 - 10:42

BURSA'da 2004 yılında başlayan ve 15 yılda arkeolojik kazı çalışmaları tamamlanan Aktopraklık Höyüğü, 8 bin 500 yıllık bir tarihi aydınlatıyor. Merkez Nilüfer ilçesine bağlı Akçalar Mahallesi'nde bulunan Aktopraklık Höyüğü'nden elde edilen veriler ışığında, Neolitik, Kalkolitik ve Osmanlı dönemlerine ait 3 farklı canlandırma köyü ile açık hava müzesine dönüştürüldü. Köylerden biri 8 bin 500, diğeri 7 bin 500 yıl öncesinin verileri ışığında uyarlanmış evlerden oluşurken, 200 yıllık ahşap evlerden kurulan Osmanlı köyü de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Kazı çalışmalarına 2004 yılında başlanan ve 15 yıl gibi bir sürede tamamlanan Aktopraklık Höyüğü, 8 bin 500 yıl öncesinde Bursa'da yaşayan ilk insanların olduğu tahmin edilen ev ve yaşayışları hakkında ipucu veriyor. 8 bin 500 yıl öncesinde Aktopraklık'ta yaşayan insanların yedikleri yemeklerden, ev düzenlerine ve gömülme şekillerine kadar her şeyi gün yüzüne çıkaran arkeologlar, ziyaretçilerini adeta o döneme götürüyor. Akçalar köyünde bulunan Aktopraklık Höyüğü'nün çevresine,  Neolitik, Kalkolitik ve Osmanlı dönemlerine ait 3 canlandırma köyü yapılarak bu alan açık hava müzesine dönüştürüldü. Arkeopark Açık Hava Müzesi'ni gezen ziyaretçiler gördükleri 3 farklı döneme ait evlerle, insanların tarihte yaşam şekillerinin nasıl değiştiğini gözlemleyebiliyor.
'AKTOPRAKLIK RASLANTI İLE BULUNDU'
Aktopraklık Höyüğü hakkında bilgiler veren arkeopark sorumlusu Azim Tarlan, "Sanayi bölgesi ilan edildikten sonra Bizans dönemi yapı kalıntılarına rastlanıyor. Bununla alakalı Bursa Arkeoloji Müzesi'nden araştırma yapılması isteniyor. Araştırmalar neticesinde farklı alanlarda sondaj çalışmaları yapıldı ve tarih öncesi malzemelere rastlandı. O dönemde İstanbul Üniversitesi'nden bir ekip istendi. Gelen ekip sondaj çalışmalarına baktı ve geniş alana yayılan o dönemin çanak çömlek parçaları, işlenmiş taş parçalarına rastlanıyor. Burada bir arkeolojik yerleşkenin olduğu kanısına varılıyor. 2004 yılından itibaren de burada arkeolojik çalışmalar başladı" dedi.
'8 BİN 500 YIL ÖNCESİ CANLANDIRILDI'
Yapılan kazıların önce 'kurtarma kazısı' olarak başladığını belirten Tarlan, "Daha sonra kazdıkça alanın daha da büyüdüğü, 3 noktada yerleşkenin olduğu ve yaklaşık bin yıllık kesintisiz yerleşim olduğu fark edildi. Burası da kurtarma kazısından çıkarılarak Bakanlar Kurulu kararıyla üniversite kazısı haline getirildi. 15 sezondur kazılar devam ediyor. Bu seneki kazılar tamamlandı. 2009 yılında açık hava müzesine dönüştürülmeye başlandı. Bu anlamda kazıda çıkan verilerle 8 bin 500 yıl önceki yerleşimin canlandırmaları yapıldı. Yuvarlak planlı dal örgü mimariyle dörtgen planlı mimarinin olduğu 3 boyutlu canlandırmalar yapıldı. Bu yapı içleri o dönemin yaşam tarzlarıyla donatıldı" dedi.
'AKTOPRAKLIK'TA 2 FARKLI TOPLULUK BİRLİKTE YAŞAMIŞ'
Aktoprak bölgesindeki tarih öncesi yaşayan insanların yaşamlarıyla ilgili bilgiler veren Tarlan, "Burada o dönemde tarım ve hayvancılıkla geçinen fakat avcılık ve toplayıcılıktan da vazgeçmeyen yerel bir topluluk olduğunu görüyoruz. Daha sonra buraya farklı bir topluluğun gelerek beraber yaşadıklarını görüyoruz. Mimari ve beslenme alışkanlıkları değişiyor. Yuvarlak planlı mimariden dörtgen planlı mimariye geçiliyor ve tarım ve hayvancılıkta çeşitlilik gözlenmeye başlanıyor. Buğday, arpa, mercimek gibi ürünleri tarıma alıyorlar" dedi.
'ÖLÜLERİ İLK BAŞTA EVİN İÇİNE GÖMMÜŞLER'
Aktopraklık'ta yaşayanların bazı bulgularla inançları olduğunu anladıklarını söyleyen Tarlan, "Yuvarlak planlı evlerin olduğu dönemde ölen kişileri evlerin tabanlarına gömüyorlar. 600 yıl sonra artık yerleşim dışı gömme geleneği görülüyor. Atalarının yaşadığı yeri mezarlık alanı olarak gömüyorlar. Her iki dönemde de ölülerin yanlarına eşya koydukları görülüyor. Cenin pozisyonunda da gömmeleri öldükten sonra da yaşayacağına inandığına işaret ediyor. Araştırıldığı kadarıyla Bursa'nın en eski tarih öncesi köyü diyebiliriz" dedi.

 

 

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum