Birinin hikayesinde kötü karakter olmaya da gönüllü müsün ?
Hayatımız boyunca iyi -kötü, güzel- çirkin, doğru -yanlış gibi birbirine zıt düşen ayrıştırmalarla yaşamamız gerektiğini öğreniyoruz. Gözlemlerimizden , okuduklarımızdan ya da tecrübelerimizden oluşan iyi- kötü, doğru- yanlış bakış açılarına sahibiz.
Bazen de yaşadığımız şeyleri bu kavramlarla sınıflandırmaya çalışırken yanlış yere koyabiliyor olamaz mıyız?
Zihnimiz aynı bir bilgisayar gibi depolama sistemine sahip. Depoladığı bilgileri, tıpkı bilgisayarda belgelere ve dosyalara isim vermek gibi klasörlüyor. Yeni bir bilgi içeriye girdiğinde de o bilgiye uygun klasör hangisiyse bilgiyi oradaki dosyaların içine gönderiyor. Bir nevi geçmişi referans almak gibi.
Bir duygu klasörüne sahip olduğunuzu düşünün. Mutlu olduğunuz duygular üzüldüğünüz duygular heyecanlandığınız duygular hepsi ayrı ayrı depolanmış. Bir şey yaşadığınızda hangi duygu tanımına uygunsa zihin hemen o klasöre gönderiyor yaşadığınız deneyimi. Diyelim ki bir durumda birden fazla duygu yaşadınız. Hem mutlu olurken aynı anda da korku yaşadınız. O zaman yaşadığınız o deneyim iki klasörün içine de kopyalanarak giriliyor. Çünkü bir hikayede hem mutluluk hem korku vardı. İşte tam bu sebeple zihnimiz yaşadığımız deneyimi geçmiş klasörlere depolayacağında şimdi ben bunu mutluluğa mı atmalıyım korkuya mı ikileminde kalıyor ve içimizde bir duygusal karışıklık meydana geliyor. Bunu çözmek için de bize ‘ tamam peki, şimdi geçmişte depolanan iki klasörü de açalım ve bu durum hangi klasöre uygun onu bulalım.’ diyerek planlama yaptırıyor. Biz buna bilinçaltı temizliği diyoruz. İçimizde çözemediğimiz şeylerin netliğe kavuşma ihtiyacı için bir içsel çalışma da diyebiliriz.
Bazen de kendi doğru- yanlış, iyi- kötü gibi kavramlarımızla oluşan klasörlerin içine düşünmeden hemen geçmişi referans alarak koyduğumuz yeni deneyimlerimiz var. Öyle zamanlarda yaşadığımız ikilemler de bize, yanlış gibi görünen aslında bir zaman sonra klasörlerin içini ayıklamaya başladığımızda ‘doğruymuş yanlış klasöre koymuşum’ dedirtebiliyor. Bu ayrımı yapabilmek için de yine ciddi bir klasör ayıklama (bilinçaltı temizlikleri) gerekiyor elbette.
Belki şu anda hayatına girip senin hikayende kötü karakter olan biri bir zaman sonra bakış açını değiştirdiğinde aslında sana belli yerleri görmende öğrenmende tecrübe edinmen gereken yerlerde kötü gibi görünerek destek olmuş biridir. Ve sen sonra ‘ aslında kötü gibi görünen şeyler yaptı ama benim de doğru düşünmeme iyi yönde gelişmeme sebep oldu.’ diyorsundur. O zaman hemen kötü klasöründeki dosya iyi klasörüne taşınır, dosyalar arasında geçiş sağlanır.
Bakış açılarımızla oluşturduğumuz zihin klasörlerimizin içindekiler bakış açılarımız değiştiğinde dosyalar arası değişikliğe uğrayabilir.
O yüzden hep diyorum ya , ‘’bakış değişirse akış değişir.’’
Belki sen de bugün birinin hikayesinde kötü bir karaktersin, kim bilir? …
Kimsenin hayatında tesadüflere yer yok ve her ne oluyorsa bizim gelişmemiz için oluyor bakış açısını savunan biri olarak sormak istiyorum :
Şu anda birilerinin hayatında kötü bir karakter olmaya da gönüllü müsün ?