Mutluluğu ruhuma nasıl hapsettim?
Yoga eğitimine başladığım ilk zamanlarda felsefe kısmında anlatılanların çoğunu özümsemek ve idrak etmek epey zamanımı aldı. Yoga felsefesinde duygulardan bahsederken ‘’mutluluk öğrenmeyi durdurmaktır.’’ diye anlatılmıştı. Nasıl olabilir de hepimizin hayat boyu hedefi haline gelen şey öğrenmeyi durdurmak olur? Diye düşündüm. Hepimiz en büyük isteğimiz sorulduğunda ‘’mutlu olmak’’ demiyor muyuz?
Sonra felsefe anlatmaya devam etti; ‘’İnsan, mutlu olduğu anlarda kendini gelişime kapatır. O an mutluluktan gözü bir şeyi görmez. Sıkıntıları, dertleri, yapması gerekenleri, kendi içindeki eksikleri açlığı, tokluğu umursamaz. Belki de bir nevi sarhoşluktur. Ne zaman mutluluk halinden uzaklaşırız, o zaman öğrenme devam eder.’’ Diyordu.
Şimdi düşünüyorum da , mutluyken de öğrendiğimiz şeyler yok mu ? Mutluluktan öğrendiklerimizi o hal geçince mi fark ediyoruz yoksa ? Aslına bakarsanız mutluluk devamlılığı olan bir duygu değil tıpkı diğer duygular gibi. Sonsuza kadar üzgün olamayacağımız gibi sonsuza kadar mutluluk diye bir şey de yok. Yaşamın içinde ancak böyle var olabiliyoruz. Gün içinde kaç tane duyguyu yaşıyoruz bir düşünsenize ? Uykulu, gergin, mutlu, heyecanlı, yorgun, üzgün….
Öyle ise mutlu olduğumuz anların tadını çıkarmak değil mi bize düşen ?
Nil Karaibrahimgil’in bir kitabında yıllar evvel şunu okumuştum; İçinde olduğun en mutlu anları gözlerinin kamerasıyla çek. O zaman ihtiyacın olduğunda açıp tekrar bakabilirsin.
Peki nasıl olacak bu ? Onu da anlatmış sevgili Nil ;
Kayıt etmek istediğin bir anı aynı bir kamerayla çekim yapar gibi gözlerinle çek. Her şeyiyle. Etrafındaki sesler, nesneler, ışık, hava, koku. Hepsiyle. Ve gözlerini kapat derin bir nefes al o anı kaydet. İşte bu kadar .
Kitabın bu kısmını okuyunca bunu hemen denedim. O kitabı okurken bir yaz ayında incir ağacının altında uzanıyordum. Başımı kaldırdım. Etrafa baktım. Ağacın dallarının arasından güneş ışıkları sızıyordu ve çok güzel parlıyordu. O an yüzümü dalların arasından sızan güneş ışıklarına çevirdim ve sıcaklığını yüzümde hissettim. Kulak verdim cırcır böcekleri de güzel şarkı söylüyordu. Biraz daha dinleyince hafif bir rüzgarın yapraklara değdiğinde yapraklardan çıkan sesi de duydum. Toprakta hızla yürüyen karıncayı gördüm çekirdek götürüyordu. Ellerimi toprağa değdirdim. Toprağı hissettim. Ve sonra hepsini kayıt alarak gözlerimi kapattım derin bir nefes aldım hafızama kayıt ettim. Sonra gözlerimi açıp kitabı okumaya devam ettim. İşte benim mutluluk arşivim ilk bu görüntüyle başladı. Sonrasında en özel ve mutlu hissettiğim anları bu yöntemle arşivlemeye başladım. Şimdi ise, arşivimde ihtiyacım olduğunda açıp açıp bakacağım resimler ve görüntüler var artık. Ne zaman istesem içinden istediğimi seçip gözlerimi kapatıp derin nefes almam yetiyor o ana gitmeme. Birkaç saniyeliğine bunu tekrar yaşıyor ve gözlerimi açıp gülümsüyorum.
Peki senin de var mı böyle bir arşivin? Eğer yoksa o muhteşem ve özel arşivi hazırlamak için hemen sen de başla ve ihtiyacın olduğunda kalbinden çıkar birkaç saniye de olsa …
Kalbimle kalbine kocaman sarıldım